Partili Cumhurbaşkanlığı Hakkındaki Düşüncelerim!

31 Oca

Türkiye, dünyanın en sık siyasi dönüşüm yaşayan ülkesi olarak, yine bir dönüşümün eşiğinde. Batı ülkelerinin 20-30 yılda bir yaşadığı değişimleri biz her 5 yılda bir yaşıyoruz. Gelişmiş ülkelerde vatandaşların ek uğraşı, ilgisi olan siyaset, bizde hayatın her alanını ilgilendiren, insanın mecburen ilgilenmek zorunda kaldığı bir alan olmuş durumda. Şimdi önümüzdeki gündem maddesi referandum. Konu da “ülke partili cumhurbaşkanlığı sistemiyle yönetilsin mi, yönetilmesin mi?”

Öncelikle anayasa değişikliğinin içeriğinden ziyade zamanını tartışmak gerekli. Ülke her yandan gelen terör saldırılarıyla uğraşırken, ekonomik açıdan son 14 yılın en buhranlı dönemi yaşanırken, OHAL uygulaması mevcutken, tüm gündemimizi bu tartışmaya ayırmanın zamanı değildi diye düşünüyorum.

Nedir oylayacağımız şey? Şu: cumhurbaşkanının yetkileri muazzam derecede arttırılıyor, bunun yanında başbakanlık kurumu ortadan kaldırılıyor. Zaten bu yüzden “başkanlık sistemi” lafı dönüyor ortalıkta. Fakat dünyanın hiçbir ülkesinde (diktatörlükle yönetilenler hariç) ülkenin en tepesindeki kişiye bu kadar geniş yetkiler verilmiş değil. ABD gibi başkanlıkla, Fransa gibi yarı başkanlıkla yönetilen ülkeler de buna dahil. Hatta İngiltere Kraliçesi’nin bile bu kadar yetkisi yok.

Yeni sistem sayesinde cumhurbaşkanı aynı zamanda bir partinin üyesi olabiliyor. Dolayısıyla bir kişi hem cumhurbaşkanı hem de iktidar partisinin genel başkanı olabilecek. Tarafsız olması gereken bir cumhurbaşkanının, bir partiyle aidiyeti bulunması kadar korkunç bir şey yok. Milletvekillerini kendi belirleyecek, dolayısıyla partisi iktidar olduğunda mecliste istediği kararları alıp istemediği kararları almama gibi bir özgürlüğü olacak.

Yargı büyük oranda cumhurbaşkanına bağlanacak. Örneğin HSYK’nın 12 üyesinden 5’ini cumhurbaşkanı direkt olarak belirliyor. Adalet Bakanı direkt üye. Kalan 6 üyeyi de TBMM, Danıştay, Yargıtay gibi kurumlar seçiyor. TBMM’de cumhurbaşkanının partisinin hakim olacağı sır değil. Haliyle, HSYK’nın ezici çoğunluğu cumhurbaşkanının kontrolünde olacak. Yargıtay, Danıştay üyeliklerinde de benzer bir durum var. Ülkenin hukuki açıdan en üst düzeyde bulunan ve bağımsız, tarafsız olması gereken bu kurulları, tek bir kişinin emri altına girecek. Bu kurullarda cumhurbaşkanının istediği bir kararın çıkmaması, ya da istemediği bir kararın çıkması ihtimali var mı?

Yine absürd bir durum şu. Cumhurbaşkanı, meclisi “gerekçesiz” bir şekilde feshedebiliyor. Yani %51 ile seçilen bir cumhurbaşkanı, ülkenin %100’ünü temsil eden meclisi feshedebilecek. Üstelik herhangi bir gerekçe göstermeden. Bu yetki, dünyanın hiçbir ülkesinde, evet hiçbir ülkesinde yok.

Bu sistemin çarpıklıklarını uzatmak mümkün, fakat gerek yok. Özetle, ülkenin temel dinamiklerini oluşturan tüm kurum, kurul, kuruluş ve sorumluluklar tek bir kişiye bağlanıyor. Bunun A Partisi, B Partisi ya da X kişisi, Y kişisiyle bir ilgisi yok. Dünyanın en mükemmel, günahsız insanına dahi böyle yetkiler verilmez. Verilmemiş zaten. Ne dünyanın en gelişmişi ABD’de, ne de “bataklık” denen Suriye’de.

Nacizane görüşüm, bu sistemin ülke için “hayır”lı bir sistem olmadığı yönünde…

One thought on “Partili Cumhurbaşkanlığı Hakkındaki Düşüncelerim!

  1. Dedikleriniz bazılarına katılsam da, çoğusuna katılmıyorum. Ben referandumda evet oyu kullanacağım ve bunu bilinçli olarak yapacağım. Çünkü şuana kadar devam eden sistemin bi faydasını görmedim. Sanki şuana kadar yargı bağımsızlığı vardı da, bundan sonra olmayacakış gibi söylüyorsunuz (daha doğrusu muhaliflerin çoğu öyle söylüyor) ama zaten yoktu. Yani bu sistem kötülerin eline daha önce geçti ve kötü kullanıldı. Bakmayın son 12 yılda biraz idare ediyor ama önceki yönetimlerin yargı ve asker ile olan ilişkilerini ve hepsinin Laiklik adı altında halka nasıl zulmettiklerini hepimiz biliyoruz.

    Şimdi ben soruyorum. Neden hayır diyeyim ki!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir